Amerika’da yeni alışveriş trendi “Alışveriş yapmamak”. Bu hareketin öncüsü olarak Dave Bruno isminde bir adam çıkıverdi ve herkese “Haydi 100 eşyayla yaşayalım” çağrısında bulundu.(Hatta kitabını da yazdı: The 100 Things Challenge).Bu çalışmanın hedefi tüketimin sınırlandırıcı alışkanlıklarından kurtulmak. Dünyada birçok insan kendisini “eşyalar arasına sıkışmış, hapsolmuş” hissediyor. Odaların, dolapların, çekmecelerin kısaca evinde ve işyerinde birçok şeyin işe yaramayan, ihtiyaç duyulmayan şeylerle dolup taştığını düşünüyor.

Yani özetle bu akıma ayak uydurup, 100 eşya ile yaşayabilenler hem maddi hem manevi olarak rahatlıyor diyebiliriz.

Hikaye aslında şu:

·         İnsanlar iyi veya kötü tüm değişikliklere ayak uydurabiliyor ve doğal mutluluk seviyelerine hemen geri dönmek için çaba göstermeye hazırlar.

·         Bundan dolayı bir yakınımızı veya arkadaşımızı kaybettiğimizde bir süre sonra “hayat devam ediyor” deyip, günlük rutinimize geri dönebiliyoruz veya çok istediğimiz bir arabayı satın aldığımızda bir süre sonra en başta yaşadığımız mutluluğu yakalamıyoruz.

·         Evet para kimi zaman mutluluk getirebiliyor ama bu mutluluk maalesef kalıcı olmuyor.

Parayla satın alınan malların kalıcı bir mutluluk getirmediğini ve paramızın da kıymetli olduğunu biliyorsak, neden daha fazlasını satın alıp kendimizi eşyaların arasına hapsediyoruz?

Öyleyse, öncelikle amacımızı belirleyelim

·         Amacımız eşya sayısını azaltırken aslında bireysel ve finansal özgürlüğümüzün de peşinde koşmak. Tüketimin esiri olmadan az ve gerekli eşyayla yaşayıp, bir nebze de olsa huzura kavuşmak.

·         Daha az harcayıp, daha az tüketmek aslında gelirimizle orantılı yaşamak.

Neler yapabiliriz?

·         Kural belli: A.R.D yani mevcut eşyaları “A” zaltın, alışveriş yapmayı “R”eddedin, ve “D”üzenleyin. Neyi mi? Tabii ki önceliklerinizi.

·         Eşyalarınızı azaltmaya başlarken çöpe atmayın, bağışlayın. Emin olun ki dışarıda kitabınızdan, kıyafetinize, misafirler için sakladığınız yastıktan yorgana kadar her türlü eşyanıza ihtiyaç duyan birileri var. Huzuru yakalamak için yardımcı olmaktan güzeli var mı?

·         Sahip de olmayın ait de olmayın. Unutmayın hayata sahip olmaya değil şahit olmaya geliyoruz. Sırf moda diye 6 ay sonra giymeyeceğiniz kazağı almak veya asla yükselemeyeceğiniz hızda müthiş süratli bir araba almak niye?

·         Paranızı ürün satın almaktan ziyade deneyim satın almaya harcayın. Güzel bir film izlemeye gitmeye, dinlendirici bir tatil yapmaya veya eksik olduğunuz bir konuda eğitim almaya ne dersiniz?

·         Bu hafta sizin için yeni bir başlangıç olsun. Tamam illa 100 eşya kalacak kadar her şeyi bağışlayın veya satın demiyoruz ama bir yerden başlamak ve ihtiyaç duymadıklarımızdan kurtulmak sizce de kulağa hoş gelmiyor mu…

·         Yaşam alanınızı sadece eviniz olarak görüp, iş yerinizi ihmal etmeyin. Günün ortalama 8 saatini geçirdiğiniz ofisinizdeki eşyaları azaltmak, veriminizi de arttıracaktır.

Ve belki de en önemlisi “Yeter” kelimesini hayatınıza alın. İnanın ihtiyaçlar karşılandıktan sonra isteklerin kalıcı bir önemi yok. Kendinizi hafiflemiş hissedeceğiniz, huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyoruz.

Beğendim
Beğendim Sevdim Hahaha Wow Olmadı Kızdım
51